Kayıtlar

Kutay Han yeryüzünü yarattı ve sonra dokuz dallı bir çam dikti. Dokuz Türk milleti buradan oluştu. Kutay Han altın dağda, altın bir taht üzerinde oturur. Taht ay ve güneşten büyüktür. Kutay insanlara ateşin nasıl yakılacağını öğretmiştir. Kutay Han bir gün ırmak kenarında Ak Anayı gördü. O anda arkasından bir rüzgar esti, çiçekler açtı, ovalar yeşerdi. Hava ısındı ama Kutay Han titredi. Birden kar yağdı. Kutay Han ev kurmak, donatmak istedi. Halkına, düşmanına duyurdu. Kırk gün sofra donattı. Ak Ana, Kutay Han’a nikahlanmadan denize girdi, elbiselerini ıslattı. Suya dalınca elmas gibi ışıldadı. Kutay Hanla güreşmek istedi. İkisi pehlivan gibi döndü. Ak Ana, Han’ı çevirdi. Han yıkılmadı. Ak Anayı kündeye getirdi. Sonra at bindiler, yay çektiler, ok attılar. Tanrı evliliklerini kutsadı. Kutay Han ve Ak Ana birbirine bağlandı.  Komşu ülkelerden birinde Erlik adında bir hükümdar tahta çıktı. Erlik kötü ve güçlüydü. Yarışçıydı. Kutay Han’ın güzel gelinini duymuştu. O günden sonra yemek yiye…
Hayatın her alanında karşına s*kim sokum insanlar çıkacak. İçinden usulca çok da tınnn... sesini duyduktan sonra belki rahatlayacaksın. Kelime hazinesi kapasitesi makyaj malzemesi sayısıyla sınırlı insanların aynı tarz iki insanda cinsiyetçilik yapıp erkeğe göz süzerken kadına göz devirmesi onun fahişe kişilik yapısından mütevellidir. Mazoşist yapımı yaptığınız ya da yapmaya çalıştığınız eylemler sadece besler. Zorluklardan acı bir zevk duyarım. Hodri meydan tınnnndan öte zorlayabilen buyursun.
Umut etmekten yorulur mu insan hiç? Yorulmaz aslında hayal kırıklığına uğramaktan yorulur. Şiir gibi kadınlar yoktur. Şair ruhlu bir erkeğin kaleminde şiirleşen kadınlar vardır. Herhangi bir kadın güzel seven bir erkeğin dokunuşuyla güzelleşir. Hep o adamı bekledim. Kendi karanlığımdan beni uzaklaştıracak adamı. Aşkı basamak olarak gören Emma Bovary'leriz. Aşk tek kaçış tek kurtuluş çoğu kez. Bir erkek, bütün olmak tamamlanmak Adem ve Havva'dan bu yana genetik bir miras. Babamdan sonra aşık olduğum adam bütün bilmeceyi çözüyordu. Mahallede herkesin abi dediği, saygı duyduğu, yaşça benden ve herkesten büyüktü. Ben karaydım o beyazdı. Boyu uzundu ve benim sıfka vücuduma göre oldukça heybetliydi. Büsbüyüktü, koskocaydı. Ulaşılmazdı.Bütün kızlar ona hayrandı, hepsi onu seviyordu. Parkta salıncakta sıra olurdu. Ben sıramı ona verirdim ve öylece karşısına geçip onu seyrederdim. Dört yaşındaydım ama yaşımdan da boyumdan da büyük seviyordum. Top sektirirdi kimse ondan asla iyi değildi…
Düşüncelerim darmadağın ve beynime altı ayrı koldan hücum ediyor. Yazmasaydım çıldıracaktım, yazıyorum gene de çıldıracağım. Hayatın sen yat ben işimi görürüm demesinden oldukça sıkıldım. 24 ay taksitle bir ev aleti almaktan ve bir işime de yaramamasından...
Her şey tam şuanda başladı diyebilmek isterdim. Bu kaosun bir başlangıcı yok. Geriye gittiğim zaman çok eski şeyleri hatırlayabiliyorum. En az benim kadar eski şeyleri... Annemin, aşığına benimle gönderdiği mektuptan hatırladığımsa y'lerin o uzun uzun kuyruklarıydı. Evde bitmek bilmeyen kavgalar, havada uçan sandalyeler ve iki küçük çocuk... Biri bendim biri ablam. Kız çocuklarının ilk aşkı babalarıdır. Ne zaman aşkımdan vazgeçtim bilmiyorum ama ne zaman aşık oldum biliyorum. Babam ne isterse koşulsuz yerine getirmek isterdim. Evden gazete getir demişti. Anneme sordum yokmuş. Bakkalın önündeki demir gazetelikten gazeteleri almam sadece bir dakikamı aldı. Benim için babamın istemiş olması koşulsuz uyarıcıydı. Babam motorsiklet…
İçimiz acıyor, bir şey göğüs kafesimizin üzerine oturmuş, içimiz ölüyor. Beyin ölümünüzü gerçekleştirip her şeye gönlünüzü sokarsanız böyle olur. O bir şeyler ağzınızı kapatır ve siz can çekişirsiniz. Ne hissediyorsun öfke mi, kin mi, pişmanlık mı? Ne hissettiğini biliyorsan güzel ama büyük bir boşluk varsa içinde onu ne yapmalısın ben de bilmiyorum. Bahar geçtikten sonra çiçekler kokmaz artık. Ömrünüzün baharını kokudan anlayanlara adayın...
Sımsıkı kapattığın avuçlarını gevşet biraz. Özgür bırak düşüncelerini, bırak hayallerin uçurtma uçursun deniz maviliklerinde, bırak kendini rüzgarın akışına ve koş seni üzen yoran her şeyden uzaklara koş. Korkularından kaçma, kaç ümitsizliğinden, kalabalıklarından. Koş anne kucağı gibi sakin limanlara yoksa eğer sarıl yalnızlığına. Gitmek isteyeni azat et yüreğinden, zorla sevda olmaz, tutsak aşk olmaz. Tek başına yaşadığın bir şey için cesur ol, sonunda gene tek başına olacaksın. Kendinden başka kaybedeceğin bir şey yok. Bazı şeylerin neşesi kadar acısı da kutsal. Yaşanması gereken ne varsa yaşa ki gelecekte seni tek acıtan pişmanlık olması
Bir süredir kendimi içine düşürdüğüm durum için kendimden özür diliyorum. Kendi değerimi, kıymetimi bilmediğim için; kendimi bu kadar yıpratıp yorduğum için, en çok da kendimi sevmediğim için...
Durduğun yerden memnun değilsen kaç oradan. Sana güzel şeyler olacak diyorum, yaşadıklarını kendine reva görme. Bırak kimse gözlerinin içinin gülmesini sevmesin aynaya bak ve kendin sev ışığını. Bugün aç kollarını ve sadece mutluluk iste Allahtan. Hayatta başka bir şeyin önemi yok çünkü. Ve artık affet kendini. Kusurlarını, hatalarını affet. Olmamış gibi davran demiyorum  ama bunları sürekli düşünerek hayatı kendine zehir etme.
Sana ben söylüyorum, ben kendin yani. Neler atlatmadın, bunu da atlatacaksın. Ve kimse olmasın ben senin yanındayım. Benin senin yanında. Sana bir şey olmasına asla izin vermem.